odya.klemer.sitemynet.com
Kosova

Bosna - Hersek
Kosova
Makedonya
Balkanlar
Göç
İnsan Hakları
Haberler
Törenler
Sanat
Tarih
Emperyalizm
Haberlerin Yönü
Adresler
Vitrin

Bosna - Hersek


KOSOVA

"KOSOVA" nihayet bağımsızlığına kavuştu


Kosova

KUTLAMA

Dost ve kardeş ülke "KOSOVA" nihayet bağımsızlığına kavuştu. Sonsuza dek tarihiyle, kültürüyle ve değerleriyle gelişerek yaşamasını dilediğimiz
"KOSOVA Devleti'ne" ve "KOSOVA'lılara"
Mutluluk, Sağlık ve Üstün başarılar temenni ediyoruz.
Bu güzel hür yapılanmayı ve özgürlüğe kavuşmayı yürekten kutluyoruz. Hayırlı ve uğurlu olsun.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
İç Mimar - Endüstri Tasarımcısı
55, rue Louise Michel
78711 Mantes la Ville
FRANCE

Bağımsızlık Sembolü

Orhan Lopar

"Geçen hafta Kosova, Başkanını kaybetti. Herkes hayat hikayesini anlatırken ben kendi yaşadıklarımla İbrahim Rugova'yı anlatmaya çalışacağım..."

Orhan Lopar

Geçen hafta Kosova, Başkanını kaybetti. Herkes hayat hikayesini anlatırken ben kendi yaşadıklarımla İbrahim Rugova'yı anlatmaya çalışacağım. Rugova ilk olarak 80'li yıların sonunda ortaya çıkmaya başladı. Tito'nun ölümünden sonra eski Yugoslavya belli bir zaman sonra dağılma sürecine girdi. Tito'nun ölümünden bir yıl sonra Kosova'da ayaklanmalar başladı. Bu ayaklanmalarda o dönem Priştine Üniversite öğrencileri "Kosova Republika" yani Kosova Cumhuriyetti sloganıyla ortaya çıktılar. Ve kısa bir dönem sonra bu ayaklanmalar kanlı bir şekilde bastırıldı. Bu ayaklanmaların bastırılması "Kosova Cumhuriyetinden" vazgeçtiler anlamını hiçbir zaman taşımadı, nitekim bu gün bile bu Kosova Cumhuriyeti hala gündemde. O 1980'li yıların çalkantılı dönemde İbrahim Rugova Kosova Yazarlar Birliği Başkanlığını yürütüyordu. 80'li Yılardan Kosova patlamaya hazır bir barut fıçısı gibiydi, bu süreç 99 savaş dönemine kadar sürdü. Herkes o dönemde Kosova'da savaşın patlamasını beklerken, savaş tam ters tarafta Slovenya'da patlak verdi. Slovenya'da savaş bir hafta boyunca sürdü ve Slovenler bağımsızlığını kazandı. Onun ardından savaş Hırvatistan'a sıçradı ve kısa bir aradan sonra Hırvatlar da bağımsızlığını kazandı. Ve Bosna-Hersek Savaşı başladı. Boşnaklar (Müslümanlar) en çok zülüm gördü ve bir tek onların "tam bağımsızlığı" olmadı. Kosova'da o döneme kadar birçok lider çıktı. 80'li yılarda Kosova'da, dönemin Komünist yöneticileri lider olarak ortaya çıkıyordu. Bunlar sırasıyla Azem Vlasi, Kaçuşa Yaşari, Remzi Kolgeci, hatta ve hatta Hırvatların Stipe Şuvar için de tezahüratlar yapılıyordu. Yani o dönemde bir lider kargaşası vardı ta ki 1988 yılına kadar. Tüm Arnavutlar bir harekette ve tek bir lider altında toplandılar. Bu lider de İbrahim Rugova idi. Rugova, Kosovalılar için yeni bir liderdi ve herkes onun arkadaşlarıyla birlikte kurduğu "Alternatif Hareketinde" yani bu günün "LDK" birleştiler. Tek parti ve tek lider sloganıyla çıktılar. Kosova'da 1991 yılında yapılan paralel (o dönemdeki yönetime karşı yapılan) seçimlerde, Kosova'nın Sırplar kuşatması altında olduğunu ve Kosova'nın başkanlığına seçmenlerin verdiği % 99 oyla İbrahim Rugova başkan olmuştur. Sırp yönetimi tarafından bu kabul edilmese de, Sırp yönetimi tüm görüşmelerde İbrahim Rugova'yı muhatap almak zorundaydı. Ve o günden sonra tüm dünyada Kosovalıların tek lideri olarak İbrahim Rugova'yı kabul etiler. Rugova, Sırplara karşı direndi ama onun direnişi hep barışçıl yolardandı. Herkes Kosova'da savaşın patlak vermesini beklerken Rugova bunu durdurmayı başarıyordu. Halkın sabrı taşsa bile, Rugova her zaman onlara "Sabır (Durim)" diyordu. Bunu beğenmeyen bazı Arnavut gruplar vardı ama herkes Rugova'nın sözünün arkasında gittiği için onun önüne kimse geçemiyordu. O dönemde katı olan Miloşeviç rejimine karşı, pasif bir direniş sürdürüyordu. Rejim Arnavutlara baskı yaparak, onları İbrahim Rugova'ya karşı kışkırtmayı denese de başarılı olamadılar. Rugova ö dönemde dünya medyasında ikinci "Gandi" olarak anılmaya başlandı. Bu pasif direniş politikasıyla, birçok insanın hayatını kurtardığı da ortadadır. Ama bu sayede de bir sürü Arnavut'un yurt dışına kaçmasına da vesile olunmuştur, çünkü o dönemlerde yapılan baskılarda dolayı Kosova vatandaşları topraklarından kaçmak zorunda kaldı. Nitekim 90'lı yıların sonunda, Bosna Savaşın bitiminden sonra herkes gözlerini Kosova'ya çevirdi ve Kosova'da savaşın patlamasını bekliyorlardı. Rugova bunun aksine hala pasif direnişini sürdürüyordu ve "Bizler hakkımız savaşsız kazanacağız" diyordu. Nitekim karşı tarafta olan bazı gruplar da bundan dolayı memnuniyetsizliğini belirtiyordu. Bu memnuniyetsizliği belirten kişiler de kendi aralarında örgütlenerek "UÇK" Kosova Kurtuluş Ordusunu kurdular. Bu ordu büyük çatışmaya ilk defa komutan Adem Yaşari tarafından Sırp rejim polisine karşı silahlı çatışmaya girişti. Onlar belki orada şehit oldu, ama artık Kosova Bağımsızlığının dönülmez bir yoluna girildi. Bu çatışmalardan dolayı İbrahim Rugova hala pasif direnişte diretiyordu ve bundan dolayı da tahtı biraz sallanmaya başladı. Kosovalı Arnavutlar artık tek liderle yürümüyorlardı, Kosova'yı özgürlüğüne kavuşturacak yeni bir grup ortaya çıktı. Ama İbrahim Rugova uluslararası görüşmelerde hala tek muhatap olarak kabul ediliyordu. Sırplar bunun bilincindeydi ki Priştine'de Rugova'nın evinin çevresini korumaya almışlardı. Miloseviç'in propaganda makinası olan "RTS",1 Nisan 1999 yılında televizyonda Miloseviç-Rugova görüşmesini tüm dünyaya yaydı. Bazıları bunu 1 nisan şakası olarak nitelendirse de, Rugova o gün gerçekten Miloseviç ile görüşmüştü. Bu görüşme zorla yapılan bir görüşmeydi ve ondan sonra da resmi olmayan kaynaklara göre Papanın yazdığı bir mektupla Rugova serbest kaldı ve Vatikan Koruması altında İtalya'ya götürüldü. Ve nihayet Savaş sona erdi. Savaşın sona ermesiyle birlikte Kosova o günlerin kahramanlarını yani "UÇK" konuşuyordu ve tüm belediyelere geçici bir süre olarak onlar yerleşti. Kısa bir dönem sonra UNMIK yönetimi altına geçen Kosova, yapılan ilk Parlamento seçimlerinden sonra Kosova Başkanı olarak İbrahim Rugova'yı seçti. Bu mutlaka onun hakkıydı, çünkü bu barışçıl direnişin tek mimarıydı. Rugova Türkler için "Onlar da tüm diğer milletler gibi Kosova vatandaşlarıdır" demiştir Kosova artık onun için ağlıyor ve onun göremediği bağımsızlık için sözler veriliyor.

Kosova – 27.01.2006

Kosova

Biz kültürsüz müyüz?

Mürteza Sulooca

Gün geçtikçe birçok konuda ne kadar aciz olduğumuzu görüyorum. Görmekle de kalmıyor bunu yaşıyorum. İşte bu bana büyük acı vermektedir. Sistem değişiklikleri yaşanan her yerde olduğu gibi /bizde biraz fazla/ bizde de birçok anormallikler yaşanmaktadır. Bu normal davranışların belli bir süre gitmesi pek normaldir. Bu süre içinde insanların kafatası değişir ve eski bilgiler söküp atılarak yenileri basa basa yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Bunu yaparken de mutlaka en etkili metot olarak kültür kullanılmaktadır.

Bizler Makedonya Türkleri olarak, yeni oluşan toplumsal-ekonomik şartlarda kendimizi bulmaya çalışmaktayız. Yeni Anayasayla birlikte, bizler Makedon milletinin yanında; Türkler olarak, Türk milletin bir parçası olarak, anavatanımızın (Makedonya) günümüz ve gelecekteki sorumluğumuzu üzerimizde almış durumdayız. Atalarımızın bağımsız Makedonya için yaptıkları fedakarlıkları ve gelecek nesillere zengin kültürü aktarmak ve geliştirmekle yükümlüyüz.

İşte Anayasanın bu giriş kısmı üzerimizde büyük bir yük bırakmaktadır. Bizler diğer Türklerden farklı olarak bir yük yüklemektedir. Hem Makedonya vatandaşlarımızla oluşturduğumuz kültüre sahip çıkacağız, hem de koca Türk milletinin büyük kültürünü gelecek nesillere aktarmakla yükümlüyüz.

Bizim statümüz çok özel, yükümüz çok ağırdır. "Makedonya" vatandaşı, "Türk" Milletinin bir parçası. İç savaştan kıl payı kurtulan anavatanımız, asilerin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken bize zaman ayıramıyor. Türk dünyasının önderi olan Türkiye, tarihi olaylar yüzünden bizlere istediği ilgiyi gösteremiyor.

Üzerindeki yükü üzerinden atmanın en kolay yolu, insana özel statü vermekle olur. Aile çocuğuna, okumak istersen kendi paranı kendin kazan okuluna devam et diyor. Kadın eşit/özgür kılınarak işe git, istediğini al deniyor. Bu şekilde sorumlu kişi kendi yükünü atmış oluyor.

İşte biz Makedonya Türklerine bu özel statü verilerek gündemden çıkarıldık. Makedonya için "Battal Türk" milletinin bir parçasıyız. Kültürle, eğitimle hatta iktisadi konularla ilgili meseleler gelince, parçası olduğumuz Türk milletinden istememiz gerekir. Türkiye için ise bizler Makedonya vatandaşıyız. Vergiyi verdiğimiz devletten istekte bulunmamız gerekir, çünkü büyüklerin derdi de büyük olurmuş. Bir de artık Avrupa Birliğine üye olan ülkelerde milyonlarca Türkiye vatandaşı olan Türkler varken bir avuç bizlerle mi uğraşacak. Biz bundan fazla söz düşmez "aklısınız".

Peki futbol topu gibi bir oyana bir buyana atılan biz Makedonya vatandaşı ve Türk milletinin parçası olan Türkler ne olacağız? Kültürsüz mü kalalım? ya da eskiden Kuman, Peçenek Türklerinde olduğu gibi dilimizden, milletimizden, dinimizden mi vazgeçelim? Lütfen biri bana cevap versin, biz kültürsüz müyüz?!

Makedonya  - 27 Ocak 2006

Kosova

Atina'da Kosova Üzerine Tartışma Yaşandı

Bülent Fidan

(YD Haber) - Yunanistan'ın başkenti Atina'da 9 Balkan ülkesinin dışişleri bakanları veya temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda Kosova üzerine sözlü çatışmalar meydana geldi. Sırbistan Karadağ Dışişleri Bakanı Vuk Draşkoviç, sonuç belgesinde BM Güvenlik Konseyi'nin Kosova'ya ilişkin 1244 sayılı kararının da dile getirilmesinde ısrar etmesi üzerine tartışma meydana geldiğini bildirdi. Draşkoviç, Arnavutluk heyetinin buna karşı çıktığını belirtti.

Katılımcı bakanlara 1244 sayılı kararın yürürlükte olduğunu anlattığını ifade eden Draşkoviç, "Belki bu karar değiştirilebilir ama yürürlükte olduğu süre içinde saygı duyulması gerekir" diye konuştu. Draşkoviç, tüm sonuçların Sırbistan'Karadağ'ın devlet stratejisine ve 1244 sayılı karara uygun olarak alındığını belirterek "Kosova'nın nihai statü müzakerelerinde çoğunluk olan Arnavutların ve azınlık olan Sırpların çıkarlarının dikkate alınması gerektiğinin dile getirildiğini" ifade etti.

Draşkoviç, netice olarak Kosova hakkında bir uzlaşmaya varıldığını belirtti. Draşkoviç, Atina deklarasyonunda, Kosova sorununa çözümün, her türlü şiddetti reddeden barışçıl ve diyalog yoluyla bulunması gerektiği ifadelerinin yer aldığını bildirdi.

Deklarasyonda ayrıca, Kosova'nın Avrupa yönündeki geleceği için multi etnik yapılı ve demokratik bir toplumun oluşturulmasının şart olduğu belirtildi. Belgede, "Rugova'nın ölümü önümüzdeki nihai statü müzakerelerini olumsuz etkilemeyeceğini umar ve Kosova'nın Avrupa ile bütünleşme, demokratikleşme ve istikrar yönünde ilerleyeceğini diliyoruz" denildi.

Atina - 25 Ocak 2006

İZMİR'DEKİ
TÜRK DÜNYASI ÖĞRENCİLERİ

Rifat Sait - İzmir Balkan Dernekleri federasyonu Genel Sekreteri

Rifat Sait

T.C. Dışişleri Bakanlığı'mızın ve Milli Eğitim Bakanlığı'mızın özel program ve izinleri ile, Orta Asya ve Balkanlardan gelen burslu öğrenciler İzmir'de, Ankara'da, Bursa'da, Samsunda İstanbul'da yüksek öğrenimlerine devam ediyorlar. İzmir'de bu şekilde burslu okuyan 1800 kadar öğrenci var. Bu öğrenciler için İzmir Valiliği bünyesinde Türk Dünyası Koordinatörlüğü oluşturulmuştur... İzmir Vali Yardımcısı Sayın Fahri Işıksız'ın sorumluluğundaki bu koordinatörlüğün bir benzeri İzmir'in dışında sadece İstanbul'da faaliyet göstermektedir.

Ankara ve Bursa'da benzer çalışmalar olsa da milli eğitim tarafından takip ediliyorlar.

İzmir'de yüksek öğrenim görüp, ülkelerinde önemli görevler alan öğrenciler var.
Bulgaritan'ın Razgrad Belediye Başkanı, Kosova'nın bakan danışmanı, Azerbaycan'ın bir bakan yardımcısı, Arnavutluk'un Dünya Bankası temsilcisi İzmir'de eğitim alıp, ülkelerine döndüler ve bu görevlere atandılar.

Orta Asya ve Balkanlar Türkiye için gerçekten önemli bölgelerdir. Bu bölgelerle tarihi, kültürel, siyasi, coğrafi ve ticari alanlarda önemli ilişkilerimiz bulunuyor.

Bizler için son derece önemli olan bu bölgelerin gelecek dönemlerdeki başbakanları, bakanları, belediye başkanları, uzmanları, bürokratları belki de Türkiye'den yetişecekler. Zira Türkiye'ye gelen öğrenciler belli sınavlardan geçmiş ve seçilmiş öğrenciler. Dolayısıyla, aslında bizim için bir fırsat olan bu değerli kardeşlerimize sahip çıkmamız son derece önemlidir.

İzmir Valiliği'nin bu konudaki destekleri oldukça yararlı.
İzmir'deki Balkan dernekleri de bu alanda faydalı çalışmalar yapıyorlar. Ancak yine de hala bir takım ihtiyaçlar mevcut.
Her şeyden önce İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin de desteğine ihtiyaç duyuluyor.
Önceki dönemlerde İzmir'de de mevcut olan ve su anda Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerinde de uygulanan ücretsiz ulaşım imkanı sağlayan pasoların çıkartılması gerekiyor. İzmir'deki 1800 öğrenci için çıkartılacak bu pasolar belediyeye çok fazla yük getirmeyecektir. Ankara ve İstanbul'da oluyorsa İzmir'de de hayata geçirilebilir ve bu uygulama soydaş öğrencilere gerçekten büyük destek olacaktır.
Ayrıca, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen Ahmet Priştina burslarından belli bir oranda bu öğrencilerin de yararlanmaları gerekiyor. Bu bursları almak için T.C. vatandaşı olmak isteniyormuş... Bu öğrenciler, Batı Trakya'dan, Kosova'dan, Bulgaristan'dan gelen öz be öz Türk kardeşlerimiz. Bursların ismi Ahmet Piriştina. O zaman rahmetliye soyadını veren mesela Kosova'nın başkenti Piriştina'dan gelen hemşehrilerimize de bu bursları neden vermiyoruz ki?

Bu ögrencilere sahip çıkalım. Bizlere yarın çok faydalı olacaklar.

Rifat Sait
İzmir Balkan Dernekleri federasyonu Genel sekreteri

Ercan ŞPAT yeniden Prizren Şubesi başkanlığına seçildi

Çok saygıdeğer büyüğümüz Ercan ŞPAT ağabeyimizin yeniden Prizren Şubesi başkanlığına seçilmesini tebrik eder çalışmalarında sonsuz başarılar dilerim.

Necmidin YETA
İzmir Kosovalı Öğrenciler Temsilcisi
Perşembe, 18.05.2006 14:13

Sayın Ercan ŞPAT

Prizren Şubesi Başkanlığına seçilmiş olmanız nedeniyle sizi tebrik eder, çalımalarınızda başarılar dileriz.
Saygılarımızla.

Arif BÜTÜÇ
Mamuşa Belediye Başkanı
Perşembe, 18.05.2006 14:05

"Kosova Demokratik Türk Partisi" Prizren Şube Başkanlığına yeniden seçilen ERCAN ŞPAT'I en eçten dileklerimle tebrik eder, yeni döneminde başarılarının devamını dilerim.

Salih SALLAH
İstanbul Üniversitesi İnşaat Mühendisliği öğrencisi
Cumertesi, 20.05.2006 12:19

Dostumuz Sayın Agim Fişar'ın eşi
vefat etti

Değerli dostumuz Sayın Agim Fişar'ın eşinin vefatını büyük bir üzüntü ile öğrenmiş bulunmaktayız.
Merhumeye Allah'tan rahmet, kederli ailesini başsağlığı ve sabırlar diliyoruz.
Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

Kosova Prizrenliler Kültür Ve Yard. Derneği
Yönetim Kurulu
Cumartesi, 20.05.2006 22:10

Böyle mi Avrupalı olunur?

Pirlepe

Pirlepe'de bulunan "Çarşı" cami, 2001 yılında yıkılmıştı. O günden bu güne kadar cami, Prilepe'nin merkezinde umuma açık bir helaya dönüşmüştür. Tüm edep kurallarını aşan bu davranışa nasıl müsaade edildiğini anlamak mümkün değil. Ortak kültürümüzün bir parçası olan bu eser, maalesef çok fazla gündeme getirildiyse de, ona ciddi manada sahip çıkan olmadı.

balkan gazetesi

Balkan göçleri, Popüler Tarih'te

DÜNYA - Popüler Tarih'te, iki aydır "Anadolu'ya göç" başlığı altında sürdürülen Orhan Koloğlu imzalı dizi, bu ay üçüncü ve son bölümüyle, dergiye kapak konusu oldu.

Dizinin Mayıs 2006'da yayımlanan birinci bölümü, 1821'de patlak veren Yunan Ayaklanması'ndan 1866'daki Girit olaylarına kadar uzanan dönemde, Avrupa basınının da yardımlarıyla, Yunan ayrılıkçılarının, Müslüman Osmanlı Türkleri'ni nasıl göçe zorlandığını işliyordu.

Haziran 2006'daki ikinci bölüm ise '93 Harbi' adıyla anılan 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı dönemini, yani Balkanlar'dan Anadolu'ya göçün milyonlara ulaştığı günlerin 'muhaceret' dramını sergiliyordu.

3 Temmuz Pazartesi günü piyasaya çıkacak olan Popüler Tarih'in Temmuz 2006 sayısında ise dizinin son bölümünde, Balkan savaşlarından Lozan'a uzanan süreçte Anadolu'ya göçün nasıl yaşandığını ele alıp inceledi.

Bu bölümde, 1908'de nasıl Meşrutiyet'in bir iç barış getirmesi beklendiği ama Avusturya'nın Bosna-Hersek'i ilhakı ve Bulgaristan'ın Osmanlı'dan bağını koparmasıyla, ortalığın bir anda nasıl büsbütün karıştığı anlatılıyor. 1912 Ekimi'nde Balkan devletlerinin Osmanlı'ya savaş ilanıyla da Anadolu'ya göçün nasıl büyük bir ivme kazandığı ortaya konuluyor.

Popüler Tarih, 1911'den 1920'ye uzanan süreçte, Balkanlar'da 1,5 milyon Müslüman nüfusun 'eksildiğinden' söz ederek, Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan'da bu dönem içinde 2,3 milyonluk bir nüfusun 1,5 milyon azalıp 870 bine indiğini, istatistiklerle ortaya koyuyor. Popüler Tarih'in Temmuz 2006 sayısındaki diğer konular arasında, Anadolu'nun 9 bin yıl öncesine uzanan Çatalhöyük'e ilişkin kapsamlı bir arkeoloji dosyası da yer alıyor.

Kosova - 30.06.2006

Kosova Prizrenliler Kültür Ve Yardımlaşma Derneği

KOSOVA'DA SIRBİSTAN
SEÇİMLERİ SONRASI DURUM

Yard. Doç. Dr. Cevdet Şanlı

Kosova'da yapılan 2007 Kasım seçimlerinde tek parti iktidar olamamış; ancak halkın % 40'nın katılımı ile gerçekleşen Kosova seçimlerinin uluslararası normlara göre iptal edilmesi; seçimin tekrarlanması gerektiği halde, tekrarlanmaması, ardında bir çok soru işareti bırakmış bir hadisedir.

Buna rağmen seçimden Arnavut etnik milliyetçiliğini referans alan ve liderliğini Haşim Taçi'nin yaptığı PDK (Kosova Demokratik Partisi)'ın çoğunluğu sağlaması, halkın 9 seneye yaklaşan BM (UNMIK) yönetimine de cevabı niteliğindedir.

Öte yandan Sırbistan seçimlerinde yine Sırp etnik milliyetçiliğini yapan partinin salt çoğunluğu elde edemese bile, seçimden birinci parti olarak çıkması, Kosova'nın bağımsızlık sürecinde başta o coğrafya halkı olmak üzere BM ve AB'yi çözüm aşamasında zor günler beklemektedir. Temennimiz Şubat ayında 2. turu yapılacak olan Sırbistan seçimlerinde ılımlı demokratik Sırp partisinin çoğunluğu sağlamasıdır. Aksi bir durum yine Balkanlarda fitili ateşleyecek gibi görünüyor.

Tarihi süreçte bir tek Osmanlı ile beraber sükuneti yakalamış olan Balkanlar; Osmanlıdan sonra Tito'nun kurduğu 20-25 yıllık soğuk savaş dönemi şartlarında oluşturduğu suni huzur ortamından sonra 90'lı yıllardan itibaren neredeyse 20 yıla yakın süre etnik çatışmalara, hatta soykırıma varan sahnelerle karşı karşıya kalmıştır.

Aslında bu sahnelerin oluşması sadece ora halklarının birbirlerine husumet beslemeleri değildir; asıl sebep bölgede çıkarları, planları olan büyük güçlerin birbirlerine gövde gösterisi yapmalarının sebebidir. 1999 Nato Müdahalesi ile Kosova'da can güvenliğini sağlamayı kendine iş edinen BM ve AB, Kosova Standartlarını oluştururken, kendi bakış açısı ile Kosova'yı yaşanmaz hale getirmiş; bir taraftan ora insanının can güvenliği teminat altına alınmış imajı verilirken; diğer taraftan halk her an patlamaya hazır bomba haline getirilmiştir.

Savaş kayıpları, savaş suçlularının adil yargılanmaması, işsizlik, göçler vb. durumlar ister Sırp, ister Arnavut olsun her iki tarafı da memnun edici bir çözüme kavuşturulamamıştır. Tabiatiyle de bu durum "gücü yeten gücü yetene" misali orada etnik çatışmaları tetikleyici bir durum ortaya koymaktadır.

Kosova'nın şu an bulunduğu durumdan ne Arnavutlar ne Sırplar ve ne de diğer Kosovalı unsurlar olan başta Türkler olmak üzere Boşnaklar, Goralılar; Romlar,vs. memnun değildirler. Kosova'nın elbisesini biçmeyi görev edinen 5'li troyka (ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya ) Rusya engeline takılmaktadırlar.

Bütün bu hengamede Kosova'da seçimler sonucunda koalisyon oluşturularak, hükümet kurulmuştur. Bu hükümette de azınlıklara ayrılan 20 sandalyenin 3 tanesi Kosova Türklerinin temsilcisi durumundaki KDTP (Kosova Demokratik Türk Partisi) tarafından doldurulmuştur. Bu Kosova Türkleri tarafından yeterli görülmeyen bir durumdur. Hatta bir bakanlık verilen Türklerin Kosova'da azınlık haklarını yeterince kullandıkları söylenemez; katedilmesi gereken bir hayli yol vardır.

Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyetine önemli görevler düşmektedir. Başta eğitim olmak üzere Türkiye'nin Sağlıkta, Ticarette, yüksek öğretimde vb. alanlarda Kosova yerel yönetimi ile (yerel yönetim diyorum; çünkü Kosova BM'nin 1244 kararlarına göre BM temsilcisi tarafından yönetilmektedir. Aslında kurulan hükümetin ve seçilen cumhurbaşkanının yetkileri kısıtlıdır.) işbirliği yapması Kosova Türkleri açısından da önemlidir. Bu işbirliğinin her alanda yaygınlaşması aynı zamanda Kosova-Türkiye arasındaki tarihi akrabalık bağlarını da güçlendirecektir.

Özellikle Türkiye ile Balkan ülkeleri arasında mevcut olan tarihi bağlar, Türkiye'nin bu topraklardaki gelişmelere seyirci kalamayacağını gösteren en mühim sebeplerden biridir. Ayrıca Türk halkı ile Balkan halkları arasında yer alan Müslümanlarla din bağımızın olması, ilişkilerimizi hem tarihi hem dini hem de milli alanda geliştirebileceğimizi göstermektedir. Sorunların çözümü isteniyorsa -ki bu hiç de öyle gözükmüyor.- Balkanlarda Türkiye'nin varlığı ve etkisi vazgeçilmez bir husustur.

Kosova, 03.02.2008
Yeni Ada Gazetesinde yayınlanmıştır.

Balkanlar ve Türkler

google images - kosova

Konuk Defterim

Ad,Soyad:

E-mail:

Mesaj: